Loading...
tr usd
USD
0.21%
Amerikan Doları
41,57 TRY
tr euro
EURO
0.10%
Euro
48,55 TRY
tr chf
CHF
0.15%
İsviçre Frangı
51,97 TRY
tr cny
CNY
0.19%
Çin Yuanı
5,82 TRY
tr gbp
GBP
0.10%
İngiliz Sterlini
55,54 TRY
bist-100
BIST
-1.04%
Bist 100
11.258,72 TRY
gau
GR. ALTIN
0.23%
Gram Altın
5.012,06 TRY
btc
BTC
0%
Bitcoin
0,00 USDT
eth
ETH
0%
Ethereum
0,00 USDT
bch
BCH
0%
Bitcoin Cash
0,00 USDT
xrp
XRP
0%
Ripple
0,00 USDT
ltc
LTC
0%
Litecoin
0,00 USDT
bnb
BNB
0%
Binance Coin
0,00 USDT
sol
SOL
0%
Solana
0,00 USDT
avax
AVAX
0%
Avalanche
0,00 USDT
  1. Haberler
  2. Sağlık
  3. “Dijital obezite” alarmı!

“Dijital obezite” alarmı!

service
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümü Öğretim Üyesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü Nöropazarlama Yüksek Lisans Programı Dr. Öğr. Üyesi Özgün Arda Kuş, “dijital obezite” konusuna dikkat çekti.

Dijital obezite ihtiyaçtan fazla içerik tüketmektir

Dijital obezitenin son yıllarda giderek yaygınlaşan bir sorun haline geldiğini belirten Dr. Kuş, “Dijital obeziteyi, kişinin ihtiyaç duyduğundan çok daha fazla dijital içerik tüketmesi ve bu durumun günlük yaşamını olumsuz yönde etkilemeye başlaması olarak tanımlayabiliriz. Sürekli sosyal medya akışında takılı kalmak, kısa videoları kaydırırken zaman kavramını yitirmek ya da gereksiz bilgi tüketimini kontrol edememek bu durumun en yaygın örnekleri arasında yer alıyor.” dedi. 

Bugün dijital platformların insan yaşamının merkezinde bulunduğunu belirten Dr. Kuş, “Telefonlar, sosyal medya platformları ve dijital uygulamalar artık hayatımızın odak noktasında yer alıyor. İçerikler çok hızlı, kısa ve sürekli yenileniyor. Bu durum beynin sürekli yeni uyaran istemesine neden oluyor. Özellikle bildirimler, sonsuz kaydırma sistemi ve algoritmalar insanların ekranda daha uzun süre kalmasını hedefliyor. Zamanla kişiler farkında olmadan dijital içerik tüketimini bir alışkanlıktan öteye taşıyabiliyor ve beyin bu durumu haz unsuru olarak nitelendirebiliyor.” diye konuştu.

Her dijital obezite bağımlılık değildir

Dijital bağımlılık ile dijital obezitenin aynı kavramlar olmadığını vurgulayan Dr. Kuş, “Dijital bağımlılık, kişinin ekran kullanımını kontrol edememesi ve dijital ortamdan uzak kaldığında kaygı ya da yoksunluk yaşamasıyla ilişkilidir. Her dijital obezite vakası bağımlılık seviyesinde olmayabilir ancak uzun vadede dikkat dağınıklığı, zihinsel yorgunluk, verim kaybı, bağımlılık ve sosyal yaşamdan uzaklaşma gibi sorunlara neden olabilir.”  ifadesinde bulundu.

Dijital obeziteyi aşırı yemek tüketimine benzeten Dr. Kuş, şunları söyledi:

“Ben dijital obeziteyi bireyin ihtiyacından fazla yemek yemesiyle ilişkilendiriyorum. Nasıl ki kişi fazla yemek tükettiğinde rahatsızlık ve ağırlık hissederse, dijital obezitede de benzer bir durum yaşanıyor. Aradaki temel fark, birinin fiziksel bedeni, diğerinin ise bilişsel ve psikolojik yapıyı etkilemesidir.”

 

Çok şey görüyoruz ama çok azını hatırlıyoruz

Aşırı dijital içerik tüketiminin beynin dikkat, hafıza ve ödül sistemini doğrudan etkilediğini belirten Dr. Kuş, “Sürekli içerik tüketimi beynin hızlı uyarana ve bu uyaranlardan kaynaklı hazza alışmasına neden oluyor. Özellikle kısa video formatları ve sürekli değişen içerikler dikkat süresini ciddi şekilde azaltabiliyor. İnsanlar uzun süre odaklanmakta zorlanabiliyor, sabırsızlık hissi artabiliyor. Bunu özellikle gençlerde daha belirgin biçimde gözlemleyebiliyoruz.” şeklinde konuştu. 

Yoğun bilgi akışının hafıza üzerinde de olumsuz etkiler oluşturduğunu ifade eden Dr. Kuş, “Beyin sürekli yeni bilgiyle karşılaştığında bu bilgileri işleme ve kalıcı hale getirme konusunda zorlanabiliyor. Bu nedenle kişiler ‘çok şey gördüğünü ama az şey hatırladığını’ fark edebiliyor. Kısacası kişi zihninde işleyebileceğinden çok daha fazla bilgiyi sindirmeye çalışıyor.” dedi.

Beynin ödül sistemi daha fazlasını istemeye başlıyor

Sosyal medya platformlarının çalışma mantığının beynin ödül sistemini etkilediğini dile getiren Dr.  Kuş, “Beğeniler, bildirimler ve sürekli gelen yeni içerikler beyinde kısa süreli haz hissi oluşturuyor. Düzenli ve yoğun dijital içerik tüketen kişi zamanla buna tolerans geliştiriyor. Bu durum, aynı hazza ulaşabilmek için daha fazla içerik tüketme isteğini tetikleyebiliyor. Sosyal medya platformlarının çalışma mantığı da bu döngüyü güçlendiriyor.” ifadesinde bulundu.

En önemli belirtiler dikkat dağınıklığı ve sürekli telefonu kontrol etme isteği

Dijital obezitenin erken belirtilerine de değinen Dr. Öğr. Üyesi Özgün Arda Kuş, “En yaygın belirtiler arasında sürekli telefonu kontrol etme ihtiyacı, dikkat dağınıklığı, ekran başında planlanandan çok daha fazla zaman geçirme, uyku düzensizliği ve gerçek hayattaki aktivitelerden uzaklaşma yer alıyor. Özellikle çocuklar, ergenler ve genç yetişkinler daha büyük risk altında görülüyor. Çünkü bu yaş grupları hem dijital platformlarla çok daha erken yaşta tanışıyor hem de sosyal medya etkileşimlerinden daha fazla etkilenebiliyor. Ancak günümüzde yetişkinlerde de iş, sosyal yaşam ve eğlence süreçlerinin dijitalleşmesi nedeniyle risk giderek artıyor.” dedi.

Dijital dünyadan kaçamayız ama onu yönetebiliriz

Günlük yaşamda dijital tüketimi dengelemek için ekran kullanımının öncelikle fark edilmesi gerektiğini ifade eden Dr. Kuş, “Birçok kişi gün içinde ne kadar süre telefon ekranında vakit geçirdiğini fark etmiyor. Bu nedenle ekran süresini takip etmek önemli bir başlangıçtır. Bildirimleri azaltmak, özellikle gece saatlerinde telefonu yatak odasından uzak tutmak ve belirli saatleri ‘ekransız zaman’ olarak ayırmak etkili yöntemler arasında yer alıyor. Ayrıca sosyal medya kullanımını amaçlı hale getirmek gerekiyor. Sürekli akış içinde kaybolmak yerine belirli sürelerle kontrollü kullanım daha sağlıklı bir yaklaşım olabilir.” şeklinde konuştu.

Fiziksel aktivite, yüz yüze sosyal ilişkiler ve hobilerin dijital dengeyi koruduğunu vurgulayan Dr. Kuş, “Dijital dünyadan tamamen uzaklaşmak çağımızda mümkün değil. Önemli olan onu kontrollü, bilinçli ve dengeli kullanmayı öğrenmektir.” ifadelerini kullandı.

Çocuklar söyleneni değil, gördüğünü örnek alıyor

Ailelerin çocuklara ekran kullanımı konusunda rol model olması gerektiğini belirten Dr. Kuş, “Çocuklar söylenenden çok gördüğünü örnek alır. Sürekli telefon kullanan ebeveynlerin çocuklarına ekran sınırı koyması tek başına yeterli olmayabilir. Çünkü çocuk gördüğünü taklit eder. Ayrıca ebeveynlerin kendilerine zaman ayırmak veya çocuğu susturmak/sakinleştirmek amacıyla eline telefon veya tablet vermesi de çocuğun geleceği açısından büyük risk teşkil ediyor. Ailelerin yasaklayıcı değil, rehberlik eden bir yaklaşım benimsemesi gerekiyor. Çocuklarla birlikte ekran kuralları belirlemek, ortak aktiviteler yapmak ve dijital içerikleri birlikte değerlendirmek daha sağlıklı sonuçlar verebilir. Ayrıca çocukların spor, sanat ve sosyal etkinliklere yönlendirilmesi dijital yaşam ile gerçek yaşam arasında daha sağlıklı bir denge kurulmasına yardımcı olabilir.” şeklinde sözlerini tamamladı.

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

0
be_endim
Beğendim
0
dikkatimi_ekti
Dikkatimi Çekti
0
do_ru_bilgi
Doğru Bilgi
0
e_siz_bilgi
Eşsiz Bilgi
0
alk_l_yorum
Alkışlıyorum
0
sevdim
Sevdim
Sorumluluk Reddi Beyanı:

Pellentesque mauris nisi, ornare quis ornare non, posuere at mauris. Vivamus gravida lectus libero, a dictum massa laoreet in. Nulla facilisi. Cras at justo elit. Duis vel augue nec tellus pretium semper. Duis in consequat lectus. In posuere iaculis dignissim.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

KAI ile Haber Hakkında Sohbet
Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.